Kâr nedir?

Eski bestekârların üzerinde önemle durdukları, ustalıklarını gösterdikleri bir beste formudur. Genellikle Peşrev’den hemen sonra icra edilir. Geniş kapsamlı bir beste tarzı olduğundan bünyesinde değişik usûller çoğunlukla kullanılır. Bu usûl değişiklikleri esere farklı bir canlılık kazandırır.

Kâr icrasından sonra Beste formu icra edilir. Kâr’lar büyük usûllerle olduğu gibi . küçük usûllerle de ölçülmnüş ve bestelenmişlerdir.

Beste formundan bir diğer farkı da terennümlerin’ın serbest oluşlarıdır. Eserin baş kısmında çoğunlukla terennüm bulunabilir.

Kâr tarzında bestelenmiş eserler bazen uzunluk ve kısalıklarına göre değişik isimlerle anılırlar: Kâr, kârçe, kâr-ı nev, kâr-ı natık gibi isimler eserlerin yapısını anlatır.

Kâr, genellikle terennümle başlayan geniş kapsamli, muhtelif usûllerin, kullanıldığı uzun eserlere verilen isimdir.

Kârçe, kâr’dan daha kısa ve özelliklerini daha öz anlatım (belirten) eserlere verilen isimdir.

Kâr-ı nev, değişik usûllerin kullanıldığı bir formdur. Kâr’dan fazla farkı yoktur.

Kâr-ı natık, kâr ve kârçe’den usûl ve güfte yönünden lıemen ayrıcalik arzeder. Kâr-ı natıkların güftelerinin hemen her satırında değişik usûllere rastlanılabilir. Kâr-ı natıklar başladıkları makamın ismi ile anılırlar. Rast kâr-ı natık, neva kâr-ı natik gibi… Kâr-ı natık bitişte başladığı makam seslerine dönerek karar verir.

Her satırda değişik usûllere rastlanıldığı gibi, her satırda değişik makamlara ge çilmesi kâr-ı natıkların özelliğidir. Her satır icra edilirken, geçilen makamın ismi belirtilir. “Rast getirip…” gibi…

Kâr türü eserler günümüzde maalesef hemen hiç yapılmamaktadır. Eski bestekârlarımız bu form üzerinde titizlikle durmuşlar ve çok güzel eserler meydana getir mişlerdir.